Bir adam; “ışıklar yanıyor” dedi. Ne kastettiğini çok iyi biliyordu.

Türkiye’nin en küçük düşürücü, en aşağılayıcı ayıplarına çağrı yaptı. Sembolizmin en çirkin halini sergiledi.

Zihinleri, hafızaları canlandırdı. Eskiye, kötüye, bağnazlığa, vesayet rejimlerine özlemini duyurdu.

O gece Türkiye’nin sinir sistemiyle oynadı: Korkuttu, ürküttü. 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 15 Temmuz’u hatırlattı: “Bir daha yaparız, ayaklarınızı denk alın” dedi.

Hukuk sisteminin en üst kurumunda yer almış bir adam, aslında o gün bütün ülkeyi tehdit etti. Bir FETÖ’cü dil, bir darbeci dil kullandı.

İlkel umut, kötücül dilek: Zihinlerinden bir “acaba”, içlerinden bir “belki” geçti.

Gazeteciler heyecanlandı, eski darbeciler heyecanlandı, millet iradesini bay-pas edip kısa devre iktidar peşinde olan siyasi partiler heyecanlandı. Bir ilkel umut, bir kötücül dilek harekete geçirildi. Öfke, kin, intikam duyguları yeniden uyandırıldı.

Hepsi; “Anayasaya Mahkemesi’nin ışıkları yanmışsa Genelkurmay’ın ışıkları da yanar” diye bekledi. 15 Temmuz’da gizli gizli darbenin sonucunu bekleyenlerin zihinlerinde bir “acaba” belirdi, içlerinden bir “belki” düşüncesi geçti.

Ama bir özürle kapatıldı. “Millet beni yanlış anladı” diye yine millet suçlanarak üstü örtüldü.

Onu orada tutanlar, koruyanlar da aslında ne kastedildiğini biliyordu. Verilen mesajı çok iyi biliyorlardı. Onu korurken aslında bu mesajı koruduklarını anlayacağımızı düşünmeye bile gerek duymadılar.

Kim ihale dağıtırsa oraya koşan adam.

Sadece o mu?

CHP lideri her konuşmasında tehditler savuruyor. Erdoğan’a vurayım derken Türkiye’ye vuruyor.

PKK ile, FETÖ ile, HDP ile, “Türkiye’yi durdurun” çağrıları yapan Avrupa ile, “Türkiye’ye karşı savaş cephesi” kuran BAE ve Suud prensleriyle ortaklıklar kuruyor.

Mesele Türkiye olunca, Türkiye’nin karşısında kim varsa onlarla hareket ediyor. Bir intikam duygusu, bir kötülük duygusu, bu ülkeden hesap soruyor. Hâlâ ara rejim hayalleri ile örtülü cephelerde yer alıyor.

PKK olsun, DHKP-C olsun, ABD olsun, Fransa olsun.. Aklınıza kim gelirse gelsin fark etmiyor, onlarla oluyor. Bu alanda kim ihale verirse oraya koşuyor.

Hiçbir şekilde “milli” değilsiniz: Sizi hangi güç bir araya topladı?

Sadece o mu?

“Millet İttifakı”nı kim kurdu? Hangi güç, hangi irade, hangi yabancı ajanda için kurdu? Başında “millet” olmasının talihsizliği bir tarafa, tamamen milli eksene karşı bir çokuluslu proje bu. Hiçbir şekilde yerli değil. Hiçbir şekilde milli değil.

Bu kadar siyasi partiyi, terör örgütlerini, vesayet kurumlarını, Akdeniz ve Ege’de Türkiye’ye vuranları aynı cepheye kim yerleştirdi. Kimin projesi bu?

Bu ülkeyi yalnız bıraktınız. Yetmedi, içeriden vurdunuz.

Hiçbir konuda milli bir duruş sergilemediler, sergileyemezler. Çünkü ellerine tutuşturulan ajandalar bu ülkeye ait değil. Çünkü politik tavırları bu ülkeyi merkeze almıyor. Bu yapı yeni tür vesayeti yerleştirmek için oluşturuldu. Bugüne kadar hiçbir mücadelede Türkiye’nin yanında durmadılar. Duramazlar.

Azeri-Ermeni savaşı çıkar, Ermenistan’dan yana olurlar. Libya’da mücadele verilir Fransız ağzıyla konuşurlar. Suriye’de Baasçı olurlar. PKK ile aynı cephede olmayı içlerine sindirirler. Hangi cephe olursa karşı tarafta yer alırlar.

Tarihin en kritik döneminde Türkiye’yi yalnız bıraktılar. Bu ülkeye asla güç vermediler. Dahası, paçasından tutup aşağı çektiler. Türkiye’yi içeriden durdurma görevi üstlendiler.

Zihinlerinizin yönetebileceği, hayallerinizin kaldırabileceği Türkiye yok artık, kabul edin.

“Işıklar yanıyor” diyenler, bu milletin asla uyumadığını görmüyorlar mı? Nasıl direndiğini, nasıl bir yol çizdiğini, ne mücadeleler verdiğini görmüyorlar mı? FETÖ ağzıyla, PKK ağzıyla millete ayar vermekten hiç utanmıyorlar mı?

Bu basit bir şımarıklık değil. Anlık bir düşüncesizlik değil. Bu bir zihinsel durum. Bireysel değil. Türkiye’nin büyük yürüyüşüne karşı alttan alta yaygınlaştırılan örgütlenen bir çalışma.

Ama unutmayın. O dönem geçti. Dünya radikal biçimde değişti. Türkiye çok büyük bir akıl ve güç sıçraması yaptı. Artık sizin zihinlerinizin yönetebileceği, hayallerinizin kaldırabileceği bir ülke değil.

Kimden yardım isterseniz isteyin. Bunu asla durduramayacaksınız.

Yüz yıl sonra, olağanüstü bir Türkiye var. Dünyanın merkez güçlerinden biri ve coğrafyasının lokomotif ülkesi var. Bir daha Anadolu’ya hapsedilemeyecek bir ülke var. Bir daha ABD vesayetine, Avrupa kontrolüne sıkıştırılamayacak millet var.

Tarih yapan, coğrafya inşa eden siyasi genetik harekete geçti. Bunu asla durduramayacaksınız. Kimi yardıma çağırırsanız çağırın, hangi hayali kurarsanız kurun, nereden güç alırsanız alın, kimlerin ajandasını izlerseniz izleyin, kimlerin intikamlarının sözcülüğünü yaparsanız yapın başaramazsınız.

Işıklarınızı açık tutun, sizi bilelim. Biz uyumuyoruz, siz de bunu bilin.

Kapıyı içeriden açanlara, “iç cephe” kuranlara, bu ülkeden intikam alanlara, sadece kötülük besleyenlere, Türkiye sevgisinden mahrum olanlara, Türkiye’ye inancı zayıflatmak için seferber olanlara şunu demeli:

Size rağmen bir yükseliş dönemi başladı. Size rağmen Türkiye olağanüstü bir güç inşa ediyor. Size rağmen Türkiye ilk kez kendi yolunu çiziyor. Size rağmen Türkiye; Osmanlı sonrasının en büyük gücüne dönüşüyor.

Bundan kimler rahatsız biz biliyoruz. Peki, siz niye rahatsızsınız?

Siz bütün ışıklarınızı yanık tutun. Sizi bilelim. Ama biz asla uyumuyoruz. Siz de bunu bilin!

Kaynak: www.yenisafak.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.