Malumunuz, önümüzde 24 Haziran Genel Seçimleri var. Seçimlere sayılı günler kaldı. Bütün siyasi partiler var gücüyle seçim hazırlıklarını sürdürüyor. Seçim harareti her tarafı sarmış durumda. Tabiri caizse, 24 Haziran'ın gölgesi her yere sirayet etmiş... Herkes seçimlerin sonuçlarına odaklanmış. Çay ocağından, kahvehaneye, kırsaldan metropollere kadar her sohbetin odak noktası 24 Haziran Seçimleri... Başka bir konudan sohbet açılsa bile, söz eninde sonunda seçimlere getiriliyor. Aslında halkta gözlemlediğim kadarıyla o kadar da seçim heyecanı yok. Seçim telaşını en çok siyasi partiler yaşıyor. Söz buraya gelmişken şunu da ifade etmemiz gerekiyor. Maalesef, siyasilerimizin her seçimi ölüm-kalım savaşı olarak görmeleri toplumu geriyor. Liderler seçmen kitlelerini konsolide etmek için ayrıştırıcı, ötekileştirici ve hatta bölücü bir dil kullanıyorlar. Bunun yanı sıra vaatler birbirini kovalıyor. O kadar ipe sapa gelmez vaatlerde bulunuyor ki, Türkiye gerçeklerine göre bu vaatlerin gerçekleştirilmesi mümkün değil. Bunları dile getiren siyasilere özellikle de muhalefete bunun kaynağını nereden bulacaksınız diye sorduğunuzda, yuvarlak laflarla cevap verip, durumu geçiştiriyorlar. 'Seçilirsek kaynağı da buluruz, orasını karıştırmayın' havasındalar. Yok 'Külliye'yi satacağım, yok TRT'yi satacağım, makam araçlarını satacağım', gibi ucu son derece açık laflarla ciddiyetten uzak bir tavır takınıyorlar.

HAVANDA SU DÖVMEK SİYASET DEĞİLDİR

Siyasilere güvenin son derece azaldığı bugünlerde böylesine uçuk, kaçık vaatlerde bulunmak olan güveni de tamamen ortadan kaldıracak gibi gözüküyor. Devlet yönetmek ciddi bir iştir. Eğer seçime giriyorsanız ve bu ülkeyi yönetmeye talipseniz, doğru, düzgün, Türkiye gerçekleriyle örtüşen, gerçekçi bir programla vatandaşın karşısına çıkmalısınız. Laf salatası yapıp vatandaşların kafasını karıştırmak ahlaki bir duruş değildir. Ayakları yere basan, havanda su dövmeyen bir muhalefet anlayışına şiddetle ihtiyacımız var. Yoksa laf ebeliğini herkes yapar. Bir şeyi eleştirirken doğrusunu da ortaya koyacak sorumlu muhalefet anlayışı Türkiye'ye güç katacaktır. Yoksa kısır siyasi çekişmelerle, günübirlik ucuz politikalarla gideceğimiz yer bellidir. Etrafımız ateş çemberiyle çevriliyken Türkiye'nin iktidarıyla muhalefetiyle el ele vermesi çok önemli. Birbirimizi düşman gören siyaset anlayışını terk etmeliyiz. Herkesin ailesinde farklı siyasi görüşleri olan bireyler mevcuttur.

Partilerimizin farklılığı ya da siyasi görüşlerimiz nedeniyle birbirlerimizi hain, düşman ilan etmeyelim. Bizim Türkiye'den başka gidecek yerimiz yok. Ömrümüzün sonunu kadar bu vatanda birlikte omuz, omuza, yan yana yaşayacağız. Toplumun böylesine kutuplaşmış olması en çok Türkiye'yi karıştırmak, bölmek isteyen güçlere ve terör örgütlerine yarar. O nedenle seçim çalışmalarını yürütürken, partimizi savunurken nezaketi, ahlakı, sağduyuyu, erdemi elimizden bırakmayalım. Birbirlerimizi ötekileştirmeyelim. Bu seçim de diğer seçimler gibi gelip geçecek; ama biz yan yana, kapı kapıya yaşamaya devam edeceğiz.

Karadeniz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.